5 Haziran 2017 Pazartesi

TAKVİM TOZU-2

Takvim Tozu-2



Pembe bir gök ile karşılaştılar, gözlerinin geçmiş yaşam süresince görmediği bir pembelikteydi. Gökten yere doğru yoğunlaşan ışık hareketleri Galata civarlarında sonlanıyordu.

Melin ile Ferman gökyüzüne bakarak,içlerinde ki korkuyu yatıştırmaya çalışıyorlardı ve uzun süreli sessizliğin hakimiyetini Fermanın sesi sonlandırdı.

-Hava bugün kapalı, aslında hava durumu açık diyordu ama meteoroloji yine yanlış tahminde bulundu.

Melin bu sözler karşısında Fermana donuk gözlerle dönerek, sinir çıkarma ayinine başlamıştı.

-Sen nasıl bu kadar umursamaz olabiliyorsun? Belki bir daha sevdiğimiz insanları göremeyeceğiz ama sen saçma bir espri yaparak benim içimde ki korkunun geçeceğini mi düşünüyorsun?
Nasıl sığ olabiliyorsun? Hakkını vermem gerek, dünyanın en komik adamısın şu anda lanet dünya üzerinde ki belkide son insanlarız.
 On beş dakika önce seni gördüğüm an,benim için tarif edilemeyecek kadar güzel bir andı ama dünyanın en saçma esprilerini yapan, sığ,kleptomani bir adam olduğunu anlamam on beş dakikamı aldı. 
Feman,ne olur sus!!

Ferman bu sözler karşısında şaşkınlıkla birlikte ikisi arasında virüs gibi yayılan sinirle hiddetlenir.

-Dünya üzerinde ki en bencil kadın konuştu, eğer birilerini bulursak eminim bu sıralamada yerini kati'en kayıp etmeyeceksin. Daha seni on beş dakika önce tanımama rağmen, senin korkuların esiri olduğunu anladım belli oluyor sen korkularında yaşıyorsun,içinde ki korku o kadar büyümüş ki hayatını ele geçirmiş haline baksana, korkmak sana resmen haz veriyor. 
Benim ailem bir kere öldü, sevdiğim kadın bir kere öldü ve tanrı beni her gün tekrar tekrar öldürüyor. 

Ferman kafasını bulutlara dikerek;

-Tanrım oradaysan ve beni duyuyorsan bu boktan duruma beni bu bencile bıraktığın için çok teşekkür ederim.

Kafasına tekrar Meline çevirerek;

-Bence kalan hayatlarımızı tek başımıza geçirirsek ikimiz içinde daha iyi olacak ben gidiyorum.

Melin içinde ki sinirin sınırlarını dahada artırarak avazı çıktığı kadar;

-Bence de, şu ana kadar ki en mantıklı cümleyi kurdun, bencil biriyle olman çok mantıksız defol git başımdan.

Ferman, Melinin sözlerini tamamlamasını beklemeden uzaklaşamaya başladı.

Artık ikisi de tek başına kalmış halde,yalnızlıkla yüzleşmek zorundalardı. Melin Tünele doğru yürümeye başlamıştı bulutların son bulduğu yeri görmek istiyordu. İçinde her ne kadar korku olsa bile bunu tek başına yapması gerektiğine inandırmıştı kendini. 

Yürürken Melinin aklına Fermanın korkularıyla alakalı sözleri gelmeye başlamıştı.

-Salak herif, sığ herif korkuyormuşum sanki onun beni rahatlatmasına ihtiyacım var.

Melin bu sözleri mırıldarken, aklına ailesi ve sevdiği adam geldi, korkuları yüzünden bıraktığı adam. Bir anda Fermanın sözleri haklılık kazanmaya başlamıştı zihninde ama beyni hemen kendini haksız çıkartmıyordu.

-Beni ne kadar tanıyor ki, bu yorumları yapabilecek kadar. Kendi korkularını benim üzerimden atmaya çalışıyor.

Melin Oda kulenin yakınlarına varmıştı, adımları sinirden hızlanmış bir şekilde giderken bir anda kendini yerde buldu. Sanki bir duvara çarpmış gibi ama önünde duvar yoktu.



Eliyle önüne doğru yaptığı hareketle birlikte,görünmez bir duvarı avuç içinde ve parmaklarında hissetmişti. İmkansızların yaşandığı bir günde, Melin için şaşırılacaklar listesine bir kalem daha eklenmişti. Yerden doğrulmaya başlamışken, Fermanın sesi kulağına gelmişti.

-Melin!! Neredesin göremiyorum. Melin!!

Melin hızlıca kalkarak,Fermanın sesine doğru koşmaya başladı. Fermanı yerde bağdaş kurmuş ve gözlerinden yaş akan bir halde bulmuştu.

-Ferman ne oldu, iyi misin?

-Sende ayrıldıktan bir süre sonra görememeye başladım. Bağırdım ama duymadın bende geri dönüp bağırmaya başladım. 

-Şimdi nasıl gözlerin.

-Aynı, göremiyorum bir şey.

-Ferman bende Oda kulenin orada görünmez bir duvara çarptım. Bunların anlamı ne böyle nasıl bir cehenneme sıkıştık.

-Nasıl yani.

-Görünmeyen bir duvara çarptım, bulutların yoğunlaştığı yere gidecektim adım atmamla kendimi yerde bulmam bir oldu.

-Başımıza ne geldiyse sırrı pembe bulutların arasında saklı.

-Haklısın hadi kendimize gelecek bir yer bulalım.

Melin, Fermanı kaldırarak  Acara Sokağa doğru yürümeye başlarlar. Sokağın başında ki otele girip ikinci katta​ ki ilk odaya girip.Fermanın yatağa uzanmasına yardım etti.

Melinde yatağın diğer tarafına kendini bırakıp, Fermanın duymaması için sessizce ağlamaya başladı.
Uykunun güvenli kollarına emanet ettiler bedenlerini, uyandıklarında yüzleşecekleri gerçeklere kadar.

                                                                        ...


Odada Fermanın heyecanlı sesi yankılanmaya başlamıştı.

-Melin uyan görebiliyorum

Melin gözlerini zorla açarak Fermana bakarak.

-Görebiliyormusun?  

-Evet eskisi gibi rahat görebiliyorum. Melin dün akşamdan beri düşünüyorum ve sabah kalktığımda bu düşüncem daha da gerçeklik kazandı. Bir şey bizim ayrılmamızı istemiyor. Baksana sen dün görünmeyen bir duvara çarptın, benim gözlerim görmemeye başladı. Ne olursa olsun ayrılmamız gerek.

-Ben olaya bu yönden bakmamıştım, dediğin doğruysa görünmeyen duvarın yanına gitmemiz gerek. Teorinin gerçekliğini kanıtlamamız için.

Hemen otelden ayrılıp,Melinin görünmeyen duvara çarptığı yere doğru yürümeye başladılar. Oda kuleye vardıklarında Melin''burası'' dedi.

Ferman elini uzatarak yavaş ilerlemeye başladı, eliyle yoklaya yoklaya giderken Meline kuşkulu bir şekilde bakarak.

-Burada bir şey yok.

-Eminmisin? 

-Evet, gel sende bak istersen.

Melin'de kuşkulu bir halde eliyle yoklamaya başladı, dün yere düşüren duvar orada yoktu.

-Haklısın ama yemin ederim ki dün burada duvar vardı.

-Tamam sakin ol Melin inanıyorum sana. Melin düşündüğüm şey doğru çıktı, şimdi bana hayatınla ilgili her şeyi anlat.
Sen benimle ilgili çok şeyi biliyorsun bilmediklerinde şimdi anlatacağım.
Kız arkadaşım öldüğünden beri, hayattan kopuk halde yaşıyorum. Dünya'da tek amacım var oda kitabımı basıp, sevdiğim kadını ölümsüzleştirmek istiyorum. Yayın evleri kitabımı yer altı edebiyatı olarak nitelendiriyor ve basmak istemiyor. Kokuşmuş aşk hikayeleri yazmak istemiyorum, önüme hep aynı öneriyle geliyorlar. Benim en büyük sırrım bu.

Şimdi bana hayatını anlat ve burada neden sıkıştığımızı anlayalım neden ikimiz bana yalan söyleme ve sır tutma lütfen.

Melin gözlerini boşluğa çevirerek.

-Tamam. Beş yıl önce bir adama aşık oldum,benim için hayatımın dönüm noktası o adam oldu. O adamla tattım bir çok duyguyu, sarılıp uyumayı, omzunda güvenerek ağlamayı, gülmeyi,onun ağlamasını, gülmesini. Konserlerde sarhoş olup semaya bağırdık aşkımızı, çoğu sabah gözlerinde gün aydın oldu bana. Ailem onu onaylamadı ve ona hak etmeyeceği şekilde bir ayrılık yaşattım. En fazla yanında olacağım zaman onu yalnız bıraktım. 
Ona yaşattığım bu ayrılıktan sonra kendimi atfedemiyorum, onunla yaşadığımız anlarda yaşıyorum.
En büyük hayalim ise...

-Neden sustun.

-Bunu ilk kez birine söylüyorum, kitap yazmak onunla olan günlerimizi soyut şekilde anlatan bir kitap yazmak istiyorum.

-Neden aşkın için çabalamadın?

-Yapamazdım ailem bizim mezhebimizden,biriyle evlenmemi istiyor.

-Sen yaşayan bir insana ölüm armağan etmişsin, ben senin yerinde olmak için elimde ki her şeyi verirdim. Sevdiğimi seçme şansı verilen bir hayat.

-Yargıla diye anlatmadım bunları sana.

-Korkularının esirsin derken yanılmamışım.

-Evet korkuyorum evet lanetlendim. Bunu yüzüme vurman yardımcı oluyor.

-Belkide yüzüne bu zamana kadar,vurulmadı diye buradasın. İkimizde geçmişlerimizde sıkışmışız, bu yüzden buradayız galiba. Buluta gidelim, ortak noktalarımızın birleşeceği yer orası olacak.

İkisi de içlerini dökmenin rahatlığı ve yorgunluğuyla Galata'ya doğru yola çıktılar, Ortama çöken sessizlikle birlikte Tünelden geçip, Galata kulesinin yanından Komando merdivenlerine ulaştılar. Ortalık artık pembenin her tonuyla ışıldıyordu. Bankalar sokağından geçip Galata köprüsünün üstünde, yerle göğü birleştiren pembe bulutları gördüler. Susarak içine doğru yürümeye başladılar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Ziyaretçi

Günün Videosu

Yazın Bize

Ad

E-posta *

Mesaj *