KURGUSAL YALNIZLIK SENFONİSİ
Sanrılı hayatı devrime aşıktı, olmayacak şeylerin hayallerini kurmak kol değnekleri oluyordu bu hayat için.
İnsanlar arasında vakit geçirip,savaşlar kazanırdı kapitalist bar masalarında.
Görüntülü yalnızlıkları vardı, insan yalnız olmalıydı böyle görmüştü çünkü en sevdiği tüm kahramanlar yalnız başına kahraman oluyorlardı.
Hayat antresi olmayan,sonunda kapısından çıktığın sinema salonu değildi,daha sıkıcıydı ve kimse seni tanımazdı başarıların kendi metre karen'de değerliydi.
Sıkılmıştı..
Artık kendini kanıtlaması gerekiyordu, bu işin sonunda ne olursa olsun finalini herkes bilmeliydi.
Her gün gittiği kapitalist bara tekrar gitti, Alman malı en sevdiği birasını yudumladı.
Belinde ki çantasıyla boğaz köprüsüne en yakın otobüs durağında indi.
Yolda yürürken düşündü''kahramanlar 500T ile kahramanlıklarını yapmaz ama bu benim hikayem özgün bir sonla bitecek'' mutlu olmuştu tekrar.
Artık o kült bir karakterdi ve finalini iki kıta görecekti.
Köprüye girdi, köprünün tam ortası olmalıydı çünkü.Kamera iyi bir resim almalıydı, finaldi bu yıkıcı olmalıydı.
Köprü demirlerine yaklaştı ve beklemeye başladı köprünün altından geçecek yük gemisini,haberlerde duymuştu,dünyanın en büyük kuru yük gemisi İstanbul'dan geçecekti.
Beklediği zaman gelmişti işte o gemi köprünün tam altındaydı ve ''MOTOR!!'
Attı kendini köprüden aşağıya.
Kendini boşluğa bırakmıştı,kusursuz bir final olduğunu düşünüyordu saliselerin değeri vardı.
İçinden üçe kadar saydı ve ipi çekti.
İpi ikinci kere çekti.
İpi üçüncü kere çekti.
Hayır bu olamazdı açılmıyordu paraşüt.
Hayatı gözünden pornografik bir film şeridi gibi geçiyordu.
Ölüm artık tek gerçekliği olmuştu,kulağında ki rüzgar uğultusu dünyanın ona sunduğu son armağanıydı.
Kuru yük gemisine sevdiği kahramanların yapmadığı şekilde yapışarak ölmüştü.
Gazetelere bir kahramana yakışmayacak şekilde,üçüncü sayfa'da ufak puntolu bir başlıkla haber olmuştu.
ŞİZOFREN GENÇ İNTİHAR ETTİ.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder